18 Haziran 2017 Pazar

Moleküler Biyoloji ve Genetik Okumalı mısınız?

Puanlar geldi ve çoğunuz "acaba moleküler biyoloji ve genetik mi okusam" diye düşünmeye başladınız. Peki bu bölüm size uygun mu? Burada derslerden, bölümde neler yaptığımızdan değil de okurkenki süreçten bahsetmek istiyorum biraz. Belki "evet ben bunları yapabilirim" ya da "yok almayayım hiç bana göre değilmiş" demenize yardımcı olabilirim.


  • Lisede öğrendiğiniz biyolojik olayların gerçekte hangi moleküllerin etkileşimiyle ve bu değişimlerin hangi kimyasal ve yöntemlerle takip edilebileceğini öğrenebiliyorsunuz. Eğer biyoloji seviyorsanız olayların detaylarını öğrenmek çok eğlenceli ve heyecan verici. Biyolojiyi çok seviyor musunuz ve bu kadar detay ister misiniz iyi düşünün. Bir yerde sıkılıp "ben neden bu kadar detayda boğuluyorum" diye ağlayabilirsiniz çünkü eğer hücre biyolojisi çalışmak istiyorsanız genetik de öğreneceksiniz, ya da kanser çalışmak isterseniz biyoistatistik dersi de alacaksınız.

  • Ders çalışmayı gerçekten sevmeniz gerekiyor çünkü hem bölümde rekabet ortamı var hem de yüksek lisansta iyi okullardan kabul almak için not ortalamanızın iyi olması lazım. Amerikada yüksek notlarla mezun olmak buraya göre daha kolay ve onların arasından sıyrılabilmeniz gerekiyor. Yani birazcık çok çalışmanız gerekiyor, bir tıpçı tek bir komitesine ne kadar çalışıyorsa biz de bir dönemdeki bölüm derslerimize toplam o kadar çalışıyoruz aslında.


  • Olabildiğince erken bir hocanın labına girmeniz gerekiyor. Gerçek deney yapmasanız bile birkaç yöntem; pipet nasıl tutulur, DNA tanka nasıl yüklenir gibi şeyleri öğrenmeniz iyi olur çünkü okul lablarında böyle şeyleri çok az yapıyorsunuz ve çok iyi öğrenemiyorsunuz. Dönemde normal derslerin yanında laba vakit ayırabilir misiniz onu düşünün.
  • Eğer "tıp mı okuyayım yoksa moleküler biyoloji mi" diyorsanız, açıkçası bir tıpçı 1 komiteye ne kadar çalışıyorsa biz de bölüm derslerimizin toplamına bir o kadar çalışıyoruz. Ben "tıpta o kadar çalışmam" diyip buraya gelmiştim ama durum öyle değilmiş :) Tıpta anatomi ve ezber daha fazlayken, moleküler biyolojide tıptaki olayların nasıl olduğunu biraz daha hikaye gibi, yani olayı konsept olarak öğreniyoruz. Tıp bizim bulduğumuz uygulamaları tedavide kullanıyor. Ayrıca burada ilk iki sene fizik, matematik ve kimya da görüyoruz; bence bu tıp ile moleküler biyoloji okumak arasındaki büyük bir fark.


  • Eğer okulu bitince hazır işim olsun, 5 bin lira maaş alayım, hafta sonum boş olsun derseniz - bence tercihinizi bir daha gözden geçirin. Çünkü okul bitince yüzde doksanınız yüksek lisans yapacak ve deneyiniz gece geç saatlere uzayabilir, hafta sonu gelmek zorunda kalabilirsiniz ve yüksek lisansta tatiliniz sadece 1 haftacık olacak :( Kafam rahat olsun diyorsanız pek size göre değil.

  • Bilimi sevip sevmediğinizi iyi düşünün. Yüksek lisans veya doktora yapmaya karar verirseniz, bir şeyler keşfetmek için çalışacaksınız demektir ve yıllarınızı küçücük bir genin etkisini bulabilmek için hücreden DNA ayırırken geçirebilirsiniz. Sonunda mükemmel bir sonuç da alabilirsiniz, hiçbir şey de. Sonuç sizi tatmin edebilir de, etmeyebilir de. Sonuçtan değil de, araştırma kısmından zevk alıp almayacağınızı düşünün.


Üniversite Tercih Rehberi

12. sınıf sınav süreci hem zor hem yorucu ama asıl sıkıntılı olan bence okul ve bölüm tercihi yapmak. Benim kafamda istediğim bölüm belli olsa da yine de tercih döneminde bir "acaba" demiştim. Peki siz bu kararı netleştirmek için neler yapabilirsiniz?


1) Akademisyenlere bakın


Tercih etmeyi düşündüğünüz bölümün ismini "XX Üniversitesi XX Bölümü" şeklinde Google'da aratın ve bölümün internet sitesinden akademisyenleri bulun ve onların CV'lerine bakın. Hangi alanlarda çalışıyorlar, hangi okullardan mezun olmuşlar bunlar çok önemli. Çünkü size eğitim verecek kişiler o alanlarda uzmanlaşmış ve size onları anlatacaklar. Mesala sadece insan genetiği üzerine çalışan profesörlerin olduğu bir okulda immunoloji çalışan hoca yoksa seçmeli ders olarak immunoloji açılmayabilir ve siz bu konuda okulda eğitim alamayabilirsiniz. Tercih etmeyi düşündüğünüz okulda bence çok farklı alanlarda çalışan hocalar olmalı.

Akademisyenlerin hangi okuldan mezun oldukları da önemli. Yurt dışı tecrübeleri var mı buna bakın, çünkü yurt dışındaki bilime olan bakış açısını görmek, insanların ne kadar profesyonel ve işini ciddiye alarak çalıştığını görmek, hocaların öğrencileri deneyler konusunda nasıl yönlendirdiklerini görmek insana çok şey katıyor. Ben yurt dışı stajımı yapmadan orada geçirdiğim 2 ayda bu kadar fazla fark gözlemleyebileceğimi tahmin etmemiştim mesala. İkinci olarak lisanstan sonra yüksek lisans ve doktoraya aynı okulda mı devam etmişler buna bakın, çünkü bence lisansta kendini geliştirebilmiş insan, hadi master belki olabilir, ama doktorada zaten araştırmaları ve bilimin nasıl işlediğini gördüğü bir yerde kendine ne kadar yeni şey katabilir, emin değilim. Bu konuda bir fikrim yok, bütün eğitimini aynı okulda almış bir kişi kendini çok çok da geliştirebilir, bilmiyorum, ama bence yeni yerler görmek ve bakış açısı kazanmak her zaman daha iyidir.

Akademisyenlerin doktoralarını nerede yaptıkları şu açıdan da çok önemli, çünkü biri bana şu cümleyi kurmuştu: "Sürekli XX Üniversitesi'nde çalışmış ve doktora eğitimini orada tamamlamış bir hocanın referansı sizin hiçbir işinize yaramaz". Siz çok iyi bir okula master başvuruyorsunuz diyelim ve referans alacağınız hoca da nispeten iyi, tanınan bir okulda değil. Böyle bir durumda sizin hocanızın referansı ne kadar geçerli ve inandırıcı olabilir, benim bir fikrim yok çünkü henüz başvuru yapmadım ama doktora yapan bir tanıdığım bana az önceki cümleyi söylemişti.


Yazın tanıtım gününden


2) Mezunları bulun ve birden fazla kişiyle konuşun


İstediğiniz okul/bölümün internet sitesinden "mezunlar" kısmını bulun ve oradan son 1-2 yıl önce mezun olmuş kişileri Facebook'ta aratın. Bulabildiklerinize bölümü tercih etmek istediğinizi söyleyin ve aklınızda sorular varsa mutlaka bıktırana kadar sorun. Benim yazdığım yaklaşık 15 kişiden KİMSE mesajlarıma dönmemişti, hiç cevap alamayabilirsiniz de.

Benim konuştuğum moleküler biyoloji ve genetik öğrencilerinden biri dünyanın en negatif insanıydı ve "bu bölüm okunmaz, ben senin yerinde olsam başka okula giderdim, niye düşünüyorsun ki" gibi şeyler söylemişti. Biri size çok olumlu konuşup gözünüzü boyarken biri bölümün gerçeklerini yüzüne vurabilir ya da farklı okullarda okuyanlardan birinin söylediği bir şey o okulu elemenizi sağlayabilir.

Bu konuyla ilgili şunu da söylemek istiyorum, konuştuğunuz kişilere şunları mutlaka sorun: "Hocalar sizi iyi yerlere gelmeniz, gerek staj gerek master için, destekliyorlar mı", "hocaların öğrencilerle iletişimi nasıl, sorunlarınızı çözmeye yardımcılar mı yoksa çok mu egolular" ve bence çok komik dursa da "hocalar dersi slayttan mı anlatıyor". Bizim bir hocamız derste hiçbir ek materyal (kitap ya da slayt) kullanmadan tamamen aklındaki bilgileri bize anlatarak ders işliyordu ve benim bu okulda 4 yılımda geçirdiğim en verimli ders o dersti. Gerçekten dersi derste not tutarak ve dersi dinleyerek öğreniyordum, öğrenmek zorundaydım çünkü derse çalışabileceğim başka bir kaynak yoktu. Bu üniversitede öğrenciyi derse motive eden çok büyük bir faktör. Ya da bazı hocalarımız var, sadece slayttan okuyor, anlaşılmayan yerleri tahtaya bile çizme gereği duymuyordu. Böyle derslerin verimliliğine siz karar verin.



3) Tanıtım günlerine katılın


Çok klişe ama okulların tanıtım günlerine mutlaka katılın. Belki hayalini kurduğunuz okul sizi içindeyken hiç mutlu hissettirmeyecek ya da hiç aklınızda olmayan bir bölümün tanıtım sunumu size çok farklı şeyler katacak. Ben Boğaziçi'ne tanıtıma geldiğimde kendimi resmen evimde hissetmiştim ama bölümümün sunumu o kadar kötüydü ki kendim emin olmama rağmen "kesin başkaları vazgeçmiştir" diye düşünmüştüm. Ayrıca sunumları genelde bölümden hocalar yapar ve bu hocalarla sunumlarda soru sorarak veya çıkışta direk iletişime geçip bilgi alabilirsiniz.

Ama bence şöyle bir şey de var, tanıtıma gittiğiniz üniversite tabi ki o okuldaki bölümü tercih etmeniz için sizi ikna etmeye çalışacak çünkü işi bu ve okula öğrenci çekmeye çalışıyor. Bu yüzden objektif olamayabilir, bence tercih etmeyi düşündüğünüz bütün okulların tanıtım günlerine gitmeye çalışın.



4) Koç'ta 24 Saat


Koç Üniversitesi'nin Koç'ta 24 Saat isimli bir programı var. İstediğiniz okul Koç olsun olmasın ya da şehir İstanbul olmasın ama bu programa katılmanızı öneriyorum çünkü bu program klasik tanıtım günlerinden farklı olarak, size her bölümden derslere girme imkanı sunuyor. Mesala girdiğiniz bir derste 3. sınıf organik kimya konusu ya da 2. sınıf akışkanlar mekaniği konusu bölümdeki bir profesör tarafından kısaca anlatılıyor, böylece bölümde az da olsa ne gibi dersler alacağınızı, derslerin içeriğini tıpkı bir bölüm öğrencisi gibi görmüş oluyorsunuz. Programda Koç'ta 1 gece kalınıyor ve ben 2 defa gittim, ikisi de çok eğlenceli geçmişti.

Programa başvurmak için buraya tıklayabilirsiniz.


Kışın tanıtım ofisi bizi gezdirirken

5) Şehri gezin


Okulun tanıtım günü yoksa bile eğer gidebiliyorsanız, düşündüğünüz okul şehir dışındaysa hem okulu hem şehri gezin. Okulu gezmek için okulun tanıtım ofisine mail atabilirsiniz. Ben 12. sınıftayken annemle Boğaziçi Genetik'i gezmeye karar vermiştik. Önce gidip öyle elimizi kolumuzu sallaya sallaya boş boş okulu gezecektik ama sonra tanıtım ofisine mail attık ve biri bizi karşıladı, bölümden bir doktora öğrencisiyle konuşmamızı sağladı, kampüs turu yaptırdı ve yemek yedik. Eğer kendimiz tek başımıza gitseydik bunların hiçbirini düzgünce yapamazdık.

Şehri gezerken de şehir öğrenci şehri mi, eğlenceli mi, yapılacak aktiviteler var mı bunlara bakın. Üniversiteden beklentiniz çoksa küçük bir şehirde çok mutsuz olursunuz ya da rahat biriyseniz muhafazakar bir şehirde yine mutsuz olursunuz.


6) Blog araştırın


Bu bloga da bölüm araştırırken geldiğinizi varsayarsak (öhöm öhöm) doğru bir şey yapıyorsunuz. Bölümlerle ilgili bloglarda bölümle ilgili çeşitli yazılar, farklı bakış açıları bulabilirsiniz. Burada yine öğrenci ve mezunlarla röportajlar olabilir ve sorularınızın bir kısmına yanıt bulabilirsiniz.

Bu blogu açmamın en büyük sebeplerinden biri de bu, moleküler biyoloji ve genetik çok düşünülmesi gereken bir bölüm ve bunun hakkında bilgi veren çok kaynak yok.

Koç'ta 24 Saat programındaki grubum



5 Haziran 2017 Pazartesi

Neden Bölümü Bırakmaya Karar Verdim?

Bir yıl boyunca posterine bakarak uyuduğum, tek tercihle kazandığım Boğaziçi Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü okuldaki ilk yılımdan sonra bırakmaya karar vermiştim. Bu kadar istekliyken beni bölümden soğutan ne oldu?